Kızıldere Ruhu'nun Ayak İzlerini Takip Ediyoruz

30.03.2020

Türkiye devrimci hareketinin en değerli kadroları ve yoldaşları 30 Mart 1972 Kızıldere’de katledildi. Toplumsal ve siyasal mücadeleler tarihimizin trajik anlarından biri olarak toplumsal belleğimizde yaşamaya devam ediyor. Kızıldere, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) için kederle anımsayacağımız bir mağduriyet  değildir. Kızıldere’den bize kalan 1971 isyanının öncülerinin, kontr-gerilla güçlerine karşı destansı direnişinin mirasıdır.

HDK için Kızıldere katliamında yaşamını yitiren devrimciler, Türkiye’nin 1965-71 arasında yaşadığı büyük devrimci dönüşümün getirdiği toplumsal isyanların akış yolunu askeri ve politik şiddetle tıkayan 12 Mart müdahalesine karşı bir seçenek yaratan inancın sembolleridir . Kızıldere’de yaşamlarını verenler, 12 Mart müdahalesinin boyun eğdirmek için hırsla saldırdığı, işçilerin, köylülerin, aydınların ve gençlerin muazzam kitle hareketinin içinden geliyorlardı. Mücadelelerinin hiç bir anında bu hareketten kopmamışlardı. 1968’in öğrenci başkaldırılarından, üniversite işgallerinden doğan büyük gençlik hareketi DEV-GENÇ’in militanlarıydılar; 1968-69’da Atalan ve Göllüce’de topraksızların toprak işgallerinde, Ege’de ve Karadeniz’de tütün ve fındık üreticilerinin kavgalarında, 15-16 Haziran 1970 büyük işçi isyanında işçilerle birlikte İstanbul-İzmit sokaklarında, ABD’nin emperyalist müdahalelerine karşı meydanlardaydılar. Hükümet, parlamento ve yargı, NATO’nun, ABD’nin, büyük sermayenin ve faşist hareketin ittifakının koç başı 12 Mart generaller darbesiyle ortaklaşırken halkın mücadelesini başka araçlarla sürdürmek için öne atılanların 10’lar olması kaçınılmazdı. Aramızdan ayrılışlarının kırk sekizinci yılında 10’ları dinmeyen bir özlem ve gururla anmamız işte bundan: Ana akım siyaset darbeye teslim olur ve halkın zulme karşı boyun eğmekten başka bir yol kalmadığını öğütlerken, 10’lar yeni bir yol açmak için  devrimci bir ruh ve cesaretle eyleme geçerek her şeylerini bu uğurda feda etmekten kaçınmamışlardı.

Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp’in zamanın aşındıramadığı fedakârlıklarının başka bir özgül anlamı da, hayatları son bulurken Türkiye devrimci hareketini yaran siyasal farklılıkları aşmayı vaad eden daha büyük bir devrimci enerjiyi harekete geçirmeyi başarmış olmalarındaydı. 10’lar Kızıldere’de, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın yaşamını kurtarmak uğruna kendi yaşamlarını feda edenler devrimcilerdi. 10’ların Kızıldere’de tüm devrimci harekete bıraktıkları vasiyet -özgürlük uğruna ortak mücadele- hala yerine getirilmeyi bekleyen asli görevimizdir.

HDK mücadelesine başladığı günden beri, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, gençlerin, işçilerin, yoksul köylülerin, kent yoksullarının ve kendi öznesi olamayan her kesimin özgürlük ve eşitlik mücadelelerini birleştirerek somutta AKP’nin tek adam diktatörlüğü  olmak üzere Ulus-Devlet anlayışına karşı  bir halk hareketi kurmak için çaba gösteriyor. HDK, Türkiye ve Kürdistan’ın toplumsal ve demokratik muhalefet güçlerini birleştirir  ve  bu birleşik halk hareketi yaratmak üzere eyleme çağırırken, Kızıldere’nin devrimcilerinin tarihsel öyküsü bizlere cesaret ve esin kaynağı  olmaya devam etmektedir.  HDK 10’ların vasiyetinin Anadolu ve Mezopotamya’nın  bütün dillerine -Türkçe ’ye, Kürtçe ’ye, Arapça ’ya, Çerkezceye, Ermenice ’ye, Lazca ’ya- tercümesi ve bütün ezilenlerin haykırışlarında dillendirilmesi için mücadele ediyor.

Halklarımız da, Sur ‘da, Gever ‘de, Silopi’de, Cizre’de olduğu gibi, Cerattepe’de, Hopa’da, Gezi’de diktatörlüğün saldırılarına göğüs gererken 10’ların ayak izlerini takip ediyor!

Bugün  yaşadığımız tüm katliamların, savaşların, yıkımların ve  felaketlerin nedeni olan kapitalist moderniteye karşı  Kızıldere’nin ruhu ile sarılmak ve mücadelemizin ortaklaşarak devrimci tarihimizden aldığımız güç ile devam edeceğine olan inancımız ile Kızıldere’de katledilen yoldaşlarımızı sonsuz özlem ve sevgi ile anıyoruz.

HDK

YÜRÜTME KURULU